Yöntemsel Heteronormatiflik* ve Mülteci Krizi” **

783

Anna Carastathis &Myrto Tsilimpounidi

Türkçeleştiren: Cahide SARI

Tüm göç politikaları yeniden üretime dairdir. Göçün kontrolüne ilişkin ulus-devlet projesi, toplumsal ve bireysel bedenin yeniden üretilebilir gerçekliği olarak sunulan, kimin farkılılaştırılmış biçimde içerildiğini, kimin dışlandığını ve kimin aslileştirildiğini belirleyen ulusun ırksallaştırılmış demografisini güvence altına alır. Vatandaşlık, yasa dışılık ve sığınmacılık, sıklıkla, bir kişiye heteronormatif (ya da daha seyrek olarak homonormatif) hısımlık yapılandırmasıyla iliştirilen kalıtsal geçişli mülk olarak tartışılır.  Eithne Luibhéid’in (2013, 4) belirttiği üzere cinsel normatiflik, ulus devletin “vatandaşlığın biyolojik ve toplumsal yeniden üretimi” projesi ve aynı zamanda belirli türden toplumsal, ekonomik ve duygusal ilişkilerin geliştirilmesi açısından temel önemdedir. Cinsel normatiflik, vatandaş olmayanların asimile edilebilirliğinin /edilemezliğinin kurgulandığı temel kayıt düzlemidir (Karma R. Chávez 2013). Radha Sarma Hegde (2016, 2) tarafından ileri sürüldüğü gibi bizler “Orta Amerika boyunca zorlu bir kara yolculuğuna… (veya)  Ortadoğu’dan, Afrika’nın güneyinden ve Sahra altı Afrika’dan tehlikeli bir deniz yolculuğuna kalkışan erkek, kadın ve çocuk imajlarına düzenli biçimde maruz bırakılıyoruz”. Bu yorumda, deklare edilen “mülteci krizini” kuşatan (görsel) söylemdeki  yöntemsel heteronormatifliğin heryerdeliği üzerine bir provokasyonu ortaya atmayı diliyoruz.

Avrupa’da “Mülteciler Hoşgeldiniz” hareketinin alameti farikasını düşünün. 2015 yılının yazında, Avrupa liderleri  bir “mülteci krizinin” olduğunu söylerken, bu imaj sadece gösterilerdeki afişlerde  değil mülteci “dostu” mekanları işaretlemek için de kullanılarak  protesto ve dayanışma kültüründe sembolleşti. Çocuğun elinden tutmuş bir kadın, ona yol gösteren bir erkek; ayakları neredeyse yerden kesilmiş bir çocuk (dalgalanan saç örgüleriyle çocuğun kız çocuğu olduğu vurgulanmıştır) ve üçü de telaşla koşturuyor. Bu görsel bazen “Ailenizi Getirin” biçiminde yorumlanmaktadır. Görselin kalkış noktası, hareketin farklılaşan ideolojik tutumlarıyla uyumsuz görünmektedir: Bazıları sınırların (kriminalize edilen ekonomik göçmenlere değil de en azından sığınmacılara) açılmasını savunurken bazıları da “No Borders-Sınırlara Hayır” politikasını benimsemektedir. Görselin orjinali, 1980lerin sonunda ABD taşımacılık otoritesince, dünyada en şiddetli biçimde kontrol edilen sınır kontrol noktalarından birinin bulunduğu ve çitleme öncesinde Meksika’dan ABD’ye geçerken araç çarpması nedeniyle yüzlerce insanın öldürüldüğü Interstate 5 yolunda, sürücüleri sınır geçenlere karşı uyarmak için dikilen bir otoban levhasıdır. Tasarımcısı John Hood, ABD vatandaşlarının sınır geçenlerle duygudaşlığını ortaya çıkarmak istediğini ve bu nedenle göç levhası tasarımında kaçmak zorunda kalan göçmenleri, herhangi bir Amerikalının kendini rahatlıkla yerine koyabileceği bir aile olarak temsil etmeyi seçtiğini belirtmiştir (Victor Morales 2008; Scott Gold 2008).

2018 yazında, göçmenlik görseli, farklı bir yinelemeyle gündeme geldi. 2000’den fazla çocuğun ABD Göçmenlik ve Gümrük Uygulaması nedeniyle alıkonulan ebeveynlerinden koparılması skandalı sırasında, göçmenlik görseli- ileride duvara dönüştürülmek üzere tamamen çitle kapatılmış olan sınır boyunca artık görünür olmamasına karşın- bir karikatürist tarafından çocukları ailelerinden koparan politikayı ifşa etmek üzere kullanılmıştır. Görseldeki bu üç tanıdık figüre ek olarak çocuğu ailesinden koparan ABD başkanının anneye uzanan canavarımsı gölgesi ve domuz kuyruğu şeklinde resmedilen saçı bulunmaktadır. Bu görsel ve onun yeniden üretimi yöntemsel heteronormatifliği tasvir etmektedir. “Yöntemsel ulusalcılık” (Andreas Wimmer and Nina Glick Schiller 2002) ve “ yöntemsel beyazlık” (Gurminder K. Bhambra 2017) kavramsallaştırmalarını genişleterek bu terimleri sadece devletlerin ve ulusüstü örgütlerin arzu edilen “mülteci” figürünü inşa etme biçimlerine referansla kullanmıyoruz, aynı zamanda onları dayanışmacı hareketlerin dayanışmanın ideal öznesini inşa ederken aynı mantığa yaslanan pratikleri ile de bağlantılandırıyoruz. Zorunlu göç üzerine eleştirel yazın da “mülteci krizi” hakkında araştırma üretirken benzer bir temsili kayma ile malüldür. “Mülteci” –ister bir kurban olarak kucak açılsın ya da bir tehdit olarak kötülensin- varsayımsal olarak heteroseksüel, (potansiyel olarak) üremeye haiz ve bu nedenle de ahlaki endişelerin nedeni olan kimse olarak inşa edilir. “Mülteciler” bir yandan  (örneğin özel sponsorluk ve barınma planları ile)  “ailenin parçası” haline gelerek ulusun duygulanımsal ekonomisine buyur edilirken öte yandan, milliyetçi ve faşist ideolojiler tarafından demografik ve kültürel tehdit olarak sunulur. Örneğin, Jill Walker Rettberg ve Radhika Gajjala (2016, 180) tarafından ileri sürüldüğü üzere, Avrupa’da “Mülteciler Hoşgeldiniz” hareketine tepki gösterirken başvurulan ve Suriyeli mültecileri “yağmacı cinsellik ve disipline edilmemiş eril saldırganlık” ile etiketleyen  düşmanca söylem, Ortadoğulu erkekleri tecavüzcü ve terörist olarak özetleyen Oryantalist tutuma yaslanmaktadır. Görece duygudaş temsiller “mültecilerin” heteroseksüelleştirilmesine yaslanmaktadır- cesur ancak çaresiz babalar, özverili anneler ve masum çocuklar olarak kategorileştirildiklerinden aile ve akrabalık ilişkisi içinde olmaları onların kayıplarını, kederlerini ve kırılganlıklarını açık etmektedir. Düşmanca temsillerde, “mülteciler”,  devlet bakış açısından “ucube” veya “canavar” heteroseksüellikler olarak biçimlendirilebilmektedir. Dizginsiz ve sakıncalı üremeci faillikleri, kelimenin biyolojik anlamıyla kalıtımsal ve aktarıma dayalı ırksallaştırılmış ulusal öznenin bütünlüğüne ve sürekliliğine yönelik tehdit olarak inşa edilmektedir (Cathy J. Cohen 1997; Jasbir K. Puar 2007).

Bu provoke edici önermeyle, yukarda bahsedilen vatandaşlardan oluşan ailenin mültecilerden oluşan aileyle ikamesini mümkün kılan çoklu sınır pratiklerini sorunsallaştırmak istiyoruz. Yöntemsel heteronormatiflik, mültecilerin, üremeye dair özgeçmişlerinin ve geleceklerinin çerçevelendirilmesi, onların babalar, anneler, aileler, hamile kadınlar ya da ikili toplumsal cinsiyet terimleriyle ifade edersek “erkekler” ve “kadın ve çocuklar”  olarak inşa edilmesi üzerinden insancıllaştırılmaları (ya da canavarlaştırılmaları) yönündeki göndermelerde oldukça açık biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu tasvirler, hem duygudaş hem düşmanca yanıtları koşullandıran toplumsal aidiyet için ön koşul olan aile, din, ulus gibi kurumları yeniden üretim kapasitelerinin varlığını/yokluğunu ortaya koyar. Mültecilerin varlığını sürdürmesi, hem onları demografik bir düşman olarak gören faşist söylemlerde (vatandaşlığı doğuma bağlayan çapa bebek tartışmalarında olduğu gibi) hem de entegrasyonu teşvik eden dayanışmacı söylemde, üremeye ilişkin terimlerle çerçevelendirilmektedir. Biz, asıl olarak, ikincisiyle ilgileniyoruz- yani ulus devlet sınırlarının meşruluğunu sorun eden ancak bir yandan da Gayatri Chakravorty Spivak’ın üremeci heteronormatiflik olarak ifade ettiği ulus devletin en önemli kurumsal mantığından birini  yeniden üreten siyasal ideolojiyle: hayatı anlamlandıran şey erkek ve kadından oluşan çiftin üremesidir…kendini savaş ve tecavüzle yeniden üreten dünyanın en eski ve en uzun zamandır hayatta kalan kurumu, örtük küreselleştirici (akt. Nayanika Mookherjee 2012, 125).

Tarih dışı bir varsayım, normatif bir tasarım ve duygulanımsal bir yapı olarak “yöntemsel heteronormatiflik”…arzu/üremeci şiddetin hakim ekonomisinden taşan ve onu tehdit eden bedensel ve toplumsal deneyimin diğer biçimlerini (Rosalba Icaza and Rolando Vázquez 2016, 67) sessizleştirmektedir. Bu ekonomi, normatif arzuları doğallaştıran ve  şiddeti norm olarak sunan çerçevelerle görsel olarak yeniden üretilmektedir. Göç halindeki insanlarla dayanışma içinde olan hareketlere, feminist göç ve sınır araştırmacılarına yöntemsel heteronormatifllik ile eleştirel bir ilişki öneriyoruz.

 

KAYNAKLAR:

Bhambra, Gurminder K. 2017. “Brexit, Trump, and ‘Methodological Whiteness’: On the Misrecognition of Race and Class.” British Journal of Sociology 68 (1): 214–232. doi:10.1111/ 1468-4446.12317.

Chávez, Karma R. 2013. Queer Migration Politics: Activist Rhetoric and Coalitional Possibilities. Urbana-Champaign: University of Illinois Press.

Cohen, Cathy J. 1997. “Punks, Bulldaggers, and Welfare Queens: The Radical Potential of Queer Politics?” GLQ 3 (4): 437–465. doi:10.1215/10642684-3-4-437.

Dart, Tom. 2018. “2,000 Children Separated from Parents in Six Weeks under Trump Policy.”

Guardian, June 16. Accessed June 17, 2018.

https://www.theguardian.com/us-news/2018/jun/16/children-separated-parents-border-trump-administration.

Gold, Scott. 2008. “The Artist behind the Iconic ‘Running Immigrants’ Image.” Los Angeles Times, April 4. Accessed September 1, 2017. http://www.latimes.com/local/la-me-outthere4apr04-story.html.

Hegde, Radha Sarma. 2016. Mediating Migration. Cambridge: Polity Press.

Icaza, Rosalba, and Rolando Vázquez. 2016. “The Coloniality of Gender as a Radical Critique of Developmentalism.” In The Palgrave Handbook on Gender and Development: Critical Engagements in Feminist Theory and Practice, edited by Wendy Harcourt, 62–75. London: Palgrave Macmillan.

Luibhéid, Eithne. 2013. Pregnant on Arrival: Making the Illegal Immigrant. Minneapolis: University of Minnesota Press.

Mookherjee, Nayanika. 2012. “Reproductive Heteronormativity and Sexual Violence in the Bangladesh War of 1971: A Discussion with Gayatri Chakravorty Spivak.” Social Text 30 (2): 123–131. doi:10.1215/01642472-1541790.

Morales, Victor. 2008. “Iconic Sign Evokes Connection to Long Walk.” Indian Country Today, October 12. Accessed September 1, 2017. https://indiancountrymedianetwork.com/news/iconicsign-evokes-connection-to-long-walk/.

Puar, Jasbir K. 2007. Terrorist Assemblages: Homonationalism in Queer Times. Durham, NC: Duke University Press.

Rettberg, Jill Walker, and Radhika Gajjala. 2016. “Terrorists or Cowards: Negative Portrayals of Male Syrian Refugees in Social Media.” Feminist Media Studies 16 (1): 178–181. doi:10.1080/

14680777.2016.1120493.

Rogers, Rob. 2018. “Immigrant Children.” Accessed June 17, 2018. http://robrogers.com/2018/06/01/immigrant-children/.

Wimmer, Andreas, and Nina Glick Schiller. 2002. “Methodological Nationalism and Beyond: Nation-State Building, Migration and the Social Sciences.” Global Networks 2 (4): 301–334.

doi:10.1111/glob.2002.2.issue-4.

*Heteroseksüel ilişkilenme biçimini norm olarak kabul eden ve doğallaştıran, bunun dışındaki tüm diğer ilişkilenme biçimlerini normdan sapma olarak gören, cinsiyeti ve cinselliği katı ve ikili bir bağlamda ele alan, toplumsal cinsiyete ilişkin roller ve alanları da bu çerçevede tarihsizleştiren düşünsel sistem.

**Anna Carastathis & Myrto Tsilimpounidi (2018): Methodological heteronormativity and the “refugee crisis”, Feminist Media Studies, DOI: 10.1080/14680777.2018.1532144